Akyaka’da 2 gün geçirmeye karar verdiğimizde, buraya gitmemizin en önemli sebebi izmir’e yakın olmasıydı. fakat sonra oraya gitmemle aslında uzun zamandır özlediğim tatili ve anları yaşadığımı söyleyebilirim.
azmak nehri kıyısında bir otelde, sahil kenarında bir çatı katında, ya da bizim gibi daha alternatif, keyifli ve sakin bir tatil düşününce de maden iskelesi çevresinde bulunan 3- 4 otelden birinde kalmak iyi fikir. bu otellerin hem kendi bahçeleri hem de iskeleye kurulmuş plajları var. müzikler güzel, doğa çam kokusunda, denizse evet soğuk ve oldukça berrak. fiyatlar diğer bölgeler ile kıyasladığımızda ucuz denecek şekilde düzenlenmiş. çoğu otelde kahvaltı dahil şeklinde konaklama yapılıyor. dışarıda yapılacak ve lezzetli denilecek herhangi bir kahvaltıdan farksız olduğunu söyleyebilirim. plaja menüden seçmeler serbest ve fiyatları da gayet makul. şımarıklık ve tembellik için muazzam. tatil demiştim değil mi :)
her akyaka tatilcisi; azmak nehrinde rakı balık yapıp ördekleri süzülüşünü izleyecektir şeklinde giriş yaptıktan sonra buraların bir istanbullu için olağanüstü, bir izmirli içinse sıradan olabileceğine kanaat getirdikten sonra fiyatlarında çok makul olduğunu söylemeden farklı alternatifler sunmak istiyorum. tabi bu asla azmak nehri kıyısından asla geçmeyin demek değil. 1 gece için ve bir seferlik kabul edilebilir ama 33’lük sıradan yerli biraya 16 tl bayıldıktan sonra bu bölgenin aslında turist düdükleyen bir işletmeler topluluğu olduğunu düşünmeye başladım. bahsettiğim yer aslında herkesin öve öve bitiremediği halil’in yeri. 10 yıl önce azmak nehri belki çok övülmediğinden şaşırtıcı ucuz bir şekilde ve çok da büyük porsiyonlara çok cüzi rakamlar ödemiştik ama işte 10 yıl sonra bira olayı benim bakışımı çok değiştirdi.
Bu tatilimin favorisi otelimiz iskelem’ deki yoğurtlu ev patatesi ile çarşıda bulunan hotshot oldu. şefimiz uzun bir süre meksika yemekleri üzerine eğitim almış ve ürünleri de yurtdışından getiriyormuş. kokteylleri ve jellyshotlar pek hoştu.
Akyaka tam bir kite surf cenneti. eğitimin en kapsamlı yapıldığı yerlerden biri olan akyaka’da temel eğitim veriliyor. katılımcısı çok fazla, izlemesi bile ayrı güzel. emekli ya da orta yaş sayfiye yeri demeye dilim varmıyor çünkü esnafından tatilcisine herkes genç ya da genç görünüyor.
bence tatilde olduğunu hissettiren en güzel detay oradan kendine hediye ettiğin örgü bilekliğinle gezmekle eş değer.
gece çıktık ne yapıyoruz bölümümüzde ise tabiki önce bir çarşı turu ardından çok sevdiğimiz ve sörf eğitimlerinin de yapıldığı no:22 riders ınn otelin sahildeki barına. bazı geceler canlı müzikte oluyormuş ama biz kendimizi dj partisinde bulduk. bahsettiğim müzik cıstak müziklerden değil. tüm dünyayı dolaşırmışçasına her telden çalıyorlar. fakat barımızı 12 ‘de elveda diyor “hayırrrrr” sesleri eşliğinde. burası cittaslow ve yüksek ses saatimiz gece 12, içki servisi için son saat ise gece 2. böylece; oradaki toplulukla birlikte kendimizi poison pub’a atıyoruz. eğlenmeye devam, herkes sanki yazlık arkadaşıymışçasına güler yüzlü ve samimi. barmenler gece 2’ye yakın herkese neden kapandıklarını anlatmaya çalışıyor tüm anlayışlılıklarıyla. her gece insanları iknaya çabalamak da bir hayli zor olmalı diyerek ve ben de anlamayarak buradan ayrılıyorum. otellerinde geceyi uzatmaya çalışanlar arasından geçerek iyi ki gelmişim içsesiyle geceyi sonlandırıyorum. Evet, dönüş yolundaki virajlar kamyonlarla biraz korkutucu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder