gezme görme izleme okuma yeme içme

14 Temmuz 2016 Perşembe

köy mü desem, koy mu desem: Selimiye


hisarönü'nü geçip, orhaniye üzerinden selimiye ulaştık. aç olduğumuzdan hanımın yeri'nde gözlemeyi mideye indirdik, lezzetinden iki tane de yiyebilirdik. araçla sahile inilemediğinden otellerin arkasından sonuna kadar yol yapıp sahilde bir otele yerleştik. denizi görmeyen bir oda bulmak köyde oldukça zor, bulmak istiyor muyuz hayır. 

haziran ayı, köy için en muazzam zamanlardan biri kanımca. yerleşik yaşayan esnafa göre temmuz ve ağustos ayları oldukça sıcak ve basık fakat tatilcilerin neden bu mevsimi seçtiğini anlamadıklarından muzdariplermiş. derde bak. 


sahilde şöyle kıyıdan kıyıdan turladık, koyumuz çok sakin taaki gece başlayan fırtınaya kadar. uzaktan bakınca çok küçük gibi görünen koydaki sahilimiz uzadıkça uzayan takıcılar, seramik ve tasarımcıların dükkanlarıyla dolu. deniz ürünleri ve mezeler binbir türlü üstelik oldukça lezzetli. diğer balıkçılara nazaran ön plana çıkan sardunyanın adı olduğu kadar, tadı da baya yerinde. rezervasyonumuzu yürüyüş esnasında yaptırdık, yedik içtik. kayra vintage chardonnay içip aşık oldum. tatmamıştım bilemezdim. sarhoş oldum. 


gece için fazla alternatif olmasa da "gelirken üstünüze birşeyler alın" diyen bar işletmecisinin sözüne uyarak piano bar'da ki masa da yerimizi aldık. yazın nasıl olur bilmem ama masaların üçte biri dolu haliyle oldukça rahat ettik kokteyller geldi gitti. esra kayıkçı ve pianist umut ünleyeni tanıma şansı edindim. müthiş bi ekip olmuşlardı. harika çalıp söylüyorlardı.

tatile en az planla gidip, yine çok eğlendim. bir kez daha denendi. başarılı.

24 Mayıs 2016 Salı

Uzun zamandır ülkeden kaçmak için mi uzaklaşıyoruz?

Koşullar normalken, günlerimiz yine de makul insanların beklentilerini gerçekleştirmek üzere geçerken, karşılaştığımız durumlar henüz olağanüstü boyutlara ulaşmamışken ve hatta betonlaşan bir yeryüzüne henüz maruz bırakılmamışken hayal etmek güzeldi. 

Hayal etmek hiç bu kadar gerçeklere boyun eğmemişti.

Hafta içinden çalan bayramlar daha büyük bayramlarımız oldu, Yıllık bir düzen içerisinde olması dayatılan tatillerimiz en büyük ödülümüz haline geldi ve bu tatilleri çok uzaklara giderek planlamak neredeyse bir rutin haline geldi. 

Hatta planlamak bile başlı başına bir çalışmasının eseri değil mi? Şimdiden yoruldun bile.
Planlarken görüşlere, yorumlara da sığındın. En fazla o yorumlar kadar düşünebilirsin artık. Bilmesen hiçbir şey yalnızca fotoğraftı senin için ve kendini orada hiçbir görüşe sığdırmaksızın hayal edebilirdin. Sanırım sanal ekran bizi en uzak noktalara götürmeye heveslendirdiği kadar, sürprizlerle karşılaşabilme lüksümüzü eksiltiyor.

Hayatımın her döneminde kendimi denizden çıkıp havluya sarınmış, ayaklarımı kuma sokmuş az rüzgarda titrediğimi hayal ediyorum. Olduğum yer de zaten çok tanıdık çok yakın ve yaşım çok da sayıya bağlı değil. Bazı duygular yaşla pek de büyümüyor. Hatta onun büyümeme özgürlüğünü çok seviyorum. Kimseye faydalı olmasına, kimsenin tarafını tutmasına, bir düzene ait olmasına, toplum baskısına, sığdırılmaya, boyutlara ya da kabullenmeye ihtiyacı yok.

Bir ezbere sığınmış insanların çaresizliğinin ülkedeki en büyük güç haline gelmesiyle susturulmanı, ehlileştirilmeni isteyen her şeye karşı koyma dürtüsü tüm konfor alanlarımıza yayıldığından beri hayal edecek alanlarımız ancak kaçışlardan ibaret. Ben kaçıyorum çoğu zaman aslında bildiğim yerlerde çok da mutluyken.